AYŞEGÜL KAHVECİOĞLU Ankara - AK Parti kulislerinde konuşulan senaryoya göre AK Parti, ilk aşamada Meclis’e sunacağı bir yasa teklifiyle Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nda yer alan ve seçimlerin yenilenmesini düzenleyen 4. maddede değişikliğe gitmek isteyecek. Maddeye göre, TBMM’nin erken seçim kararı almasının ardından geçen 60. günü takip eden ilk pazar günü Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği seçimleri birlikte yapılıyor. Ancak yeni düzenleme ile erken seçim kararının “60 gün” barajına takılmadan alınabilmesi sağlanacak. İkinci aşamada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2028 Mayıs’ında dolacak görev süresini olabilecek “en ileri” tarihe kadar kullanabilmesi için çok erkenden bir “erken seçim kararı” alınması gündeme gelecek. Böylece karar şimdiden alınsa da seçimlerin 2028 yılında yapılması mümkün olabilecek. Bu Meclis kararında seçimlerin yapılacağı tarih belirlenmiş olacak.
DEM Parti formülü
Erdoğan’a bir kez daha cumhurbaşkanlığı adaylığı yolu açacak erken seçim kararı için Meclis’te 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’nin ise toplam 322 vekili bulunuyor. Bu durumda erken seçim kararı için 38 vekilin daha oyu gerekiyor. AK Parti kulislerinde Meclis artimetiğindeki bu durum sebebiyle, erken seçim kararı alınmasının geciktirilmesinin, gerekli desteğin alınması açısından risk yaratabileceği değerlendiriliyor. Terörsüz Türkiye süreci yasa çalışması aşamasına gelmişken özellikle DEM Parti’nin erken seçim kararı noktasında “uzlaşılabilecek” partiler listesinde en üst sıralarda yer aldığına dikkat çekiliyor. “Erken seçim kararı” hamlesinin, DEM Parti’nin beklediği çerçeve yasanın Meclis’e sunulmasıyla eş zamanlı bir takvimde ilerleyebileceğine işaret ediliyor. Ayrıca mutlak butlan kararından sonra CHP’de yaşanan ayrışmada Kemal Kılıçdaroğlu taraftarı vekillerin de AK Parti ile “erken seçim” işbirliği yapabileceği iddiası da dillendiriliyor.
‘Ekonomi rahatlar’
Yapılacak iki hamle ile hem seçim kararı son dakikaya bırakılmadan Erdoğan’ın adaylığının riske atılmamış olacağına, hem de Erdoğan’ın aday olup olamayacağı tartışmasının sona ermesiyle ekonomi, dış politika ve parti içi tartışmalarda bir “rahatlama ve iyileşme” yaşanacağına işaret ediliyor.