Theme editor

Yeni Son dakika... MHP lideri Bahçeli'den açıklamalar

DuRuDuRu doğrulanmış üyedir.

Yönetici
Admin
Grafiker
Katılım
29 Şub 2024
Mesajlar
20,387
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Thread owner
69819d67a77c1ee03e7b2018.jpg

İşte Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkan satır başları: Toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı, tüm kardeşlerimizi selamların en güzeli ile selamlıyor şükranlarımı sunuyorum.Bir haftalık aranın hitabında meclis kurup toplantımızda sizlerle tekraren buluşmanın, kavuşmanın ve görüşmenin bahtiyarlığını yaşıyorum.

Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın altı çizilmesi gereken bir düşüncesi vardır ve şöyledir: “İnsan bazen bir mektepten değil, bir muallimden çıkar.” Bir bakıma, hakkın akıp giden hayatta bir mektep, başka türlü ifade edersek bir muallim, yani bir öğretmen değil midir? Bu mektebin sıralarından ve bu muallimin nazarında siyasetin temel ve mecburi bir ders olmadığını kim inkâr edebilir? Yine merhum Mithat Cemal Kuntay, Mehmet Akif isimli eserinde Can Beraberi arkadaşıyla bir diyaloğunu nakleder: Bir defasında merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy Berlin’e gider. Dönüşünde merhum Kuntay sorar: “Berlin’de ne var, ne oluyoruz?” Merhum Akif cevap verir: “Ne olacağız? Berlin’e gittim, elçimiz Kur’an tefsiri yazıyordu. İstanbul’a geldim, Fatih’teki hocalarımız siyaset konuşuyordu. Ne olacağız? Artık anlarsın.” Elbette Müslüman Türk’ün ferdi olarak mikrokosmosda siyaset-felâket dengesini tutturması bununla ilgilidir.

İlginizi Çekebilir

Nitekim Allah’tan korkmayanın kuldan utanmasını beklemek boşuna bir hevestir. Biz hem Allah’tan korkan hem de kuldan utanan, mazisi 57 yılı bulan siyasi ve fikrî mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muhik ve muteber burcu olan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz. Kararlılıkla ifade etmem gerekirse Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, bütün Türk milletinin, hatta Türk-İslam dünyasının sadece bugünün değil yarınların da partisidir. Geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsüdür. Ez cümle millî umutların düşmeyecek sancağıdır. Bizim folluğumuzda kuluçkaya yatıp başka kümelerde yumurtlayanların, çıraklık dönemini aramızda geçirip gıcırdayan başka kapı diplerinde ustalık taslayanların milliyetçi-ülkücü hareketi hakkıyla idrak edip layıkıyla ifade etmeleri neredeyse imkânsızdır.

"BİZİM ÇAMUR ZİHNİYETLERE, ÇAMURLAŞMIŞ SİYASETE KAPIMIZ SÜNGÜLÜDÜR"

Hazreti Mevlânâ’nın dediği üzere her insan bir yağmur damlası gibidir, kimisi düşer çamura, kimisi düşer gül yaprağına. Çamurla karışan çamur atar, gül bahçesinde olan ise mis kokular yayar etrafına. Bizim çamur zihniyetlere, çamurlaşmış siyaset zıpçıktılarına yüzümüz dönük, kapımız süngülüdür. Ruhu bedenine egemen olan bir insanda görülecek davranış kalıbı öncelikle itidaldir; şayet insan itidalin pusulasıyla hareket ederse çetin imtihanları, zorlu engelleri birer birer aşacak yürekliliğe ulaşacaktır. Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil, aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir. İşte böylesi bir erdeme ve bundan mütevellit erinç hâline müstakim bir tutumla müstahak olanlar, yaptıkları her işle, attıkları her adımla, ağızlarından çıkan her sözle hayranlık ve hürmet uyandıracak, yanlışın ve yanılgının boşluğuna da hiçbir zaman düşmeyeceklerdir.Halk ozanımız Yunus’un dediği gibi, “Az söz erin yükü, çok söz hayvan yüküdür.” Çok sözle yüzümüzü kızartıp mahcubiyet duyacağımıza, az ve öz söyleyip hafızalarda derin izler, vakitler bırakacak maharete sahip olmak lazımdır.

"TÜRKİYE, TARİHİ EŞİKTEN GEÇİYOR"

Yapılan konuşmalarda, paylaşılan görüş ve düşüncelerde bir mâkesin, bir de makusun şaşmaz gerçeğiyle karşılaşırız. Şayet sesimizi değil de sözümüzü yükseltir, üstelik bu yüksekliği millî ve manevî değer hükümleriyle perçinler, hepsinden mühimi ülkemizin menfaatini diğer bütün şahsî ve siyasî menfaatlerin önünde ve üstünde tutarsak, o zaman tezahür eden her söz, her düşünce, her görüş millet vicdanında mâkes bulacaktır, çünkü aziz millet varlığının basireti tıpkı tükenmez bir cevher gibidir. Fakat cümle cümle mağlubiyetle iade edilmiş, çelişki çukurlarına düşen açıklamaların, ahlaki safiyetten ve kalbî samimiyetten mahrum, ilke ve içerik yoksunu istismarcı çıkışların talihi, biliniz ki makustur. Bu makus düşünce ve ezberlerin millet huzurunda ne bir karşılığından ne de bir değerinden bahsedilebilecektir.

Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse, emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır. Türkiye’mizin geçtiği tarihî eşik, hepimize, özellikle siyaset müessesesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Mâkeste buluşmak varken makusun tezgâhında bocalamak, akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir. Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hâli vardır. Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur. Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah’ın yolundan ayırmayacak, tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağı olacaktır. Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikrî atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir.

Dünya, Türkiye'ye kilitlendi! ‘Türkler barış sahnesinde, bu bir tesadüf değil’

Türk milliyetçilerinin süresel ölçekli iddia ve hedefleri her zaman vardır ve bilinmektedir. 21. yüzyılda dünyanın daha yaşanabilir, daha insani, daha adil, daha huzurlu ve daha sevimli olabilmesinin bir yolunun da böyle bir anlayışı zenginleştirmekten geçtiği açıktır. Huzursuz ve istikrarsız bir dünyada hiç kimse güvende değildir. “Bize bir şey olmaz” mağrurluğu, “her koyun kendi bacağından asılır” mantığı ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” masalı, alıcısı olmayan, satıcısı bulunmayan çürük ve küflü mal gibidir. Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat verişlerini okumak, bununla bağlantılı siyasi ve stratejik düşünceye mâlik olmak, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Dijitalleşmenin sürekli çıta yükselttiği, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde göz kamaştıran sıçramaların yaşandığı bir zaman tünelinde insan iki durumla eş anlı karşı karşıyadır. Birisi kalabalıklar içindeki yalnızlık, diğeri de yalnızlığın tam ortasındaki uğultulu kalabalıklardır. Mitolojide anlatılan, yüzüne bakanın taş kesildiği yılan saçlı üç kadından birisi olan Gorgon, adeta insan varlığının tam göz hizasındadır. Mesele insanın baştan ayağa taş kesilmesi değil, asıl muharrik sorun kalbin katılaşması, vicdanın taşlaşması, merhamet duygusunun kapanmasıdır. Geçmişin şimdiki zamanı bellektir, hafızadır. Zamanın fırtınalı atmosferinde belleğin limanına ihtiyaç duymak son derece normal ve anlaşılır bir insani hâldir, ancak bu limanda sıkışıp kalmak, geleceğin dünya tablosunda bir nevi kenarda beklemek, yedek kulübesinde atıl ve aciz şekilde oturmak demektir.

Türk milleti asla beklemeyecek, bilahare beklenen, özlenen, yolu gözlenen, müşfik ve müteaklis bir kudret olduğunu devamlı surette ispat ve ihsas edecektir. Bu kapsamda Türk siyasetçisinin, millî ve manevî değerler kümesinden ayrılmayan Türk aydınlığının müessir bir dünya kavrayışı olmalı, çağın rotasını tayin etme iddiasıyla mündemiç fikir ve politikalar geliştirmelidir.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE TERÖRSÜZ BÖLGE HEDEFİ

Tasavvur, tahayyül ve tekniklerimizin ana çerçevesinde de “nasıl bir dünya, nasıl bir Türkiye” sorularına verilecek kalıcı ve kader belirleyici cevaplar oluşturulmalıdır. Kuru bir taklitçilik yerine özgün, özgüvenli ve öz değerlere bağlı fikir ve politika atılımlarıyla bezenecek müstesna projelerin arayışında olmak, bunları ekonomik, sosyal ve siyasal olayların akışıyla eklemlemek, medeniyet müktesebatımızın bize yüklediği başlıca sorumluluktur. İnsanlığı zorlu bir gelecek beklemektedir, bu nedenle gerek millî kaderimiz gerekse küresel kaderimiz üzerinde söz ve iddia sahibi olmaktan başka diğer tüm seçeneklere kapalı olmak durumundayız. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge hedefleri, Türk milletinin kaderine aracısız ve fazlasız sahip çıkma hamlesidir.

Yatırımı olan herkesi ilgilendiriyor: İşte altın ve gümüşte sert düşüşün ana nedeni
 
Geri
Üst Alt