ASENA YATAĞAN / Ankara - Uzmanlar ise, Maduro’nun alıkonulması ile bir savaş esirinin uluslararası hukuk açısından nasıl yargılanması gerektiği konularında Milliyet’e değerlendirmelerde bulundu:
'Tek taraflı zor kullanma’
Emekli Büyükelçi Uluç Özülker: Savaş esiri dediğiniz zaman, onun bir hak ve hukuku yoktur anlamına gelmez. Savaşla ilgili Cenevre Sözleşmeleri vardır. Orada ne yapılır, ne yapılamaz, savaş esirinin hak ve hukuku nedir açıkça belirlenmiştir... Buradaki durumsa bambaşka. Halkın oylarıyla seçilmiş, görev yapan bir kişinin, başka bir ülke tarafından kaçırılması söz konusu. Suç, esas itibarıyla ABD’ye ait. Çünkü bu, bağımsız bir ülkeye yönelik egemenlik ihlalidir ve uluslararası hukuk açısından kabul edilebilir durum değildir. Savaş hukuku dediğiniz şeyin de usulü vardır. Karşı tarafa ultimatom verilir, savaş sebepleri ortaya konur. Bir günde ‘Ben geldim, seni aldım’ şeklinde süreç olmaz. Ayrıca savaşın kendi içinde de kaideleri var. Sivil nüfusun korunması esastır. Silahsız, savunmasız insanların hedef alınması savaş suçudur. Dolayısıyla burada bir savaştan değil, tek taraflı bir zor kullanımdan söz ediyoruz. Bu nedenle ‘savaş esiri’ tanımı, hukuki olmaktan çok siyasi bir nitelendirme olarak karşımıza çıkıyor. Böyle bir durumda kalkıp ‘bunlar savaş esiridir, buna göre muamele yapılacaktır’ demek, uluslararası hukuk açısından ikna edici değildir.
‘Koruma altındaki sivil statüsünde’
Uluslararası Hukuk Uzmanı Mustafa Tuncer: Savaş esiri statüsü, savaş hukuku açısından, bir uluslararası silahlı çatışma halinin varlığını gerektirir. Bu operasyonun Cenevre Sözleşmeleri’nin Ortak 2. Maddesi bağlamında bir kuvvet kullanımı olduğu ve bunun da uluslararası silahlı çatışma kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olduğu söylenebilir. Buradaki temel mesele, savaş esiri statüsünün silahlı çatışma hâlinde kimleri kapsadığıdır. Savaş esiri statüsü, silahlı kuvvetlerin personelini ve milis kuvvetleri gibi fiilen savaşan kişileri kapsar...
Maduro’nun durumu, savaş esiri statüsünün şartlarını sağlanamıyorsa, 4. Cenevre Sözleşmesi bağlamında ‘koruma altındaki sivil’ statüsünde değerlendirilebilir. Bu statü, daha fazla koruma içerir ve gözetim altına alma konusunda devletlere sıkı sınırlamalar getirir. Ancak bu düzenlemeler, genelde olağan siviller için geçerlidir. Devlet başkanları açısından, devlet bağışıklığının devamı genel ilkedir. Bu bağlamda Maduro’nun ‘Savaş esiriyim’ söylemi, hukuki olmaktan çok politik bir pozisyon alma niteliği taşıyor.”
Beyninde tümör vardı, Güney Afrika'ya gitti! 'Vücudum alarm verdi, gerekeni yaparak iyileştim'