Theme editor

Yeni İsrail basını 'ateş kuşağını' yazdı! 'Türkiye'yi durdurmak zor, bu fırsatı kaçırmamamız gerek'

DuRuDuRu doğrulanmış üyedir.

Yönetici
Admin
Grafiker
Katılım
29 Şub 2024
Mesajlar
20,476
Tepkime puanı
1
Puanları
0
Thread owner
698c0d11a77c1ee03e7b3745.jpg

MİLLİYET.COM.TR / İsrail basını, Orta Doğu’da değişen güç dengelerini mercek altına aldı. Maariv gazetesine konuşan Hayfa Üniversitesi Strateji ve Orta Doğu Uzmanı Prof. Dr. Amatzia Baram, İran, Lübnan ve ABD-İran hattındaki diplomatik temasların İsrail’i karmaşık bir stratejik tabloyla karşı karşıya bıraktığını belirtirken, Türkiye’nin bölgedeki yükselen rolüne özellikle vurgu yaptı.

‘TEHDİT DENGESİNİ DOĞRUDAN ETKİLİYOR’


Baram’a göre Washington ile Tahran arasında yeniden gündeme gelen nükleer anlaşma girişimleri yalnızca İran’ın nükleer kapasitesini değil, Orta Doğu’daki genel tehdit dengesini de doğrudan etkiliyor. ABD’nin bu süreçte sadece askeri değil, siyasi ve imaj kaygılarıyla da hareket ettiğini söyleyen Baram, şu ifadeleri kullandı:

Alıntı Metni

‘YÜZDE 50’NİN ÜZERİNDE İHTİMAL’

Baram, ABD’nin İran’a yönelik askeri seçeneği tamamen rafa kaldırmadığını da dile getirdi. Ona göre sınırlı bir askeri müdahale ihtimali hala yüzde 50’nin biraz üzerinde. İsrailli uzman “Tahminime göre, sınırlı bir Amerikan askeri saldırısı olasılığı hala yüzde 50’nin biraz üzerinde. Eğer İranlılar nükleer alanda tavizler içeren doğrudan ve hızlı müzakereler yoluna girmezlerse ki şu anda müzakereler yavaş ve Umman’daki bir arabulucu aracılığıyla yapılıyor, Amerikan askeri müdahalesi için baskı artacaktır. Amerikan askeri tehdidi, İranlıları taviz vermeye zorlamak için tasarlanmış baskı mekanizmasının bir parçasıdır, ancak taviz verilmezse tehdit bir ateş saldırısına dönüşecektir” değerlendirmesinde bulundu.

698c0b75a77c1ee03e7b373a.jpg


‘İSRAİL’İN ÇEVRESİNDEKİ ATEŞ KUŞAĞI’

Baram’a göre, etkili bir nükleer anlaşma yapılması durumunda bile İsrail’i zor bir güvenlik tablosu bekleyeceğine dikkat çekerek “Gerçekten etkili bir nükleer anlaşma olursa, varoluşsal tehdit önemli ölçüde azalacaktır. Ancak füze tehdidi ve ‘vekalet’ tehdidi devam edebilir” dedi.

Bu senaryoda İsrail ve ABD’nin füze savunmasına çok daha fazla yatırım yapmak zorunda kalacağını vurgulayan Baram, güvenlik işbirliğinin artırılması gerektiğini ifade etti. ABD’nin İran’ın nükleer kapasitesine razı olması halinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Başkan Trump ile bu durumu telafi edecek güvenlik düzenlemelerini görüşmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Baram’a göre İsrail, içinde Türkiye’nin de olduğu “ateş kuşağı” ile başa çıkabilmek için daha fazla Amerikan müdahalesine ihtiyaç duyacak.

‘BU FIRSAT KAÇARSA CİDDİ SONUÇLAR DOĞURUR’


Bununla birlikte Baram, Lübnan arenasındaki duruma da değinerek, İsrail’in yeterince değerlendirmediği önemli bir siyasi fırsat bulunduğuna dikkat çekti. Lübnan’da Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını talep eden geniş bir siyasi çoğunluk olmasına rağmen, bu yönde uluslararası baskının yetersiz kaldığını belirten Baram, İsrail açısından bu tablonun stratejik bir fırsat anlamına geldiğini ifade etti. İsrailli uzman, bu fırsatın değerlendirilmemesinin İsrail açısından uzun vadeli ve ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.

‘TÜRKİYE’NİN CİDDİYETİNİ TEL AVİV ANLAYAMADI’


Baram’a göre İran tehdidinin yanı sıra, uzun vadeli stratejik düşünmeyi gerektiren başka bir bölgesel eğilim daha gelişiyor: Türkiye’nin artan bölgesel etkisi.

Baram “Türkiye, İran’dan askeri olarak daha güçlü, NATO’ya ve Körfez ülkelerine bağlı; ayrıca çok geniş bölgesel hedefleri var. Türkiye’nin ciddiyeti İsrail’de henüz tam olarak anlayamadı ancak Ankara her şeye rağmen bölgedeki etkisini sistematik biçimde gün geçtikçe genişletiyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘BU BİR İŞGAL DEĞİL, UZUN VADELİ ETKİ AĞI’

Türkiye’nin bölgesel stratejisinin askeri işgalden ziyade uzun vadeli bağımlılık yaratan bir etki ağına dayandığını ifade eden Baram, “Bu bir askeri işgal değil, uzun vadeli bağımlılık yaratan siyasi, ekonomik ve ideolojik etki ağlarının oluşturulmasıdır” dedi.

‘TÜRKİYE LİDERLİĞİNDE YENİ BİR BLOK’

Baram, Körfez’de Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan arasında şekillenebilecek bir yakınlaşmaya da dikkat çekerek “Bu eksen şekillenirse, gelecekte Orta Doğu’da çok önemli bir güç faktörü haline gelebilir. Şu anda acil bir tehlike değil, ancak on yıl sonrasına bakarsanız, Türkiye liderliğindeki bölgesel bir blok, bölgesel güç dengesini derinden değiştirebilir” ifadesinde bulundu.

‘ANKARA’NIN GÜCÜ KADEMELİ AMA DURDURULMASI ZOR’

İsrailli uzman asıl riskin, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik etkisinin zamana yayılarak artması olduğunu vurgulayarak “Bölgesel süreçler bir günde gerçekleşmez, kademeli olarak inşa edilir. Güçleri anlaşıldığında, onları durdurmak bazen çok zordur” dedi.

‘HAZIRLANMAYA BAŞLAMAMIZ GEREK’

Son olarak analizini genel bir uyarıyla tamamlayan Baram, İsrail’in sadece bugünkü tehditlere değil, geleceğin güç dengelerine de hazırlanması gerektiğini vurgulayarak “İsrail’in başta Türkiye olmak üzere ortaya çıkan bölgesel zorluklara da hazırlanmaya başlaması gerekiyor. Orta Doğu’da eğilimler yıllar içinde değişiyor ve önceden bunları öngöremeyenler, yeni bir gerçekliği şekillendirmek yerine ona tepki vermek zorunda kalıyor” yorumunda bulundu.

Kabine'de değişiklik: İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek oldu
Bankalardan emekliye 'şubat’ kampanyası! Promosyonda zirve değişti
 
Geri
Üst Alt