Aslıhan Altay Karataş - ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla Orta Doğu’da başlayan yeni savaş, Ankara’nın diplomatik girişimlerini de hızlandırdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir an önce ateşkesin sağlanması ve savaşın Körfez ülkelerine yayılmaması için devreye girdi. Savaşın ilk günü ABD Başkanı, Katar Emiri ve BAE Devlet Başkanı ile görüşen Erdoğan, dün de temaslarını sürdürdü. Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman, Kuveyt Emiri Şeyh Mişal El Ahmed El Cabir El Sabah ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların başlamasının ardından yaptığı ilk açıklamada gelişmeleri anbean takip ettiklerini söyleyerek, “Hudut güvenliğimiz ve hava sahamız açısından zaten bir sorunumuz yok. Askerimiz, jandarmamız, polisimiz ve istihbaratımız her türlü tedbiri en üst seviyede alıyor. Ülkemizin ve milletimizin güvenliğini önceleyen bir politikayla inşallah bu hassas süreci başarıyla yöneteceğiz. Eş zamanlı olarak önce ateşkesin tesisi, ardından da müzakere masasına dönülmesi için diplomatik çabalarımızı hızlandıracağız. Bu zor günleri aşana kadar devlet ve millet olarak bölgedeki tüm kardeş halkların yanında olmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulunmuştu. Erdoğan, ABD-İran arasında müzakere masasının kurulması sürecinde de aktif rol üstlenmişti.
Yoğun trafik
Cumartesi sabahı İran’a saldırıların başlamasının hemen ardından Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ateşkesin sağlanması için yoğun temas trafiği yürüttü. Erdoğan, aynı gün içinde sıcak çatışmanın taraflarıyla lider diplomasisi gerçekleştirdi. Öncelikle ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi yapan Erdoğan, daha sonra Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan ile görüştü. Telefon görüşmelerinde İran ve Körfez ülkelerindeki son durum ele alındı.
Diyalog mesajı
Diplomasi trafiğini sürdüren Erdoğan, dün Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre görüşmede Erdoğan, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ifade ederek son durumu değerlendirdi. Erdoğan, gerekli müdahalede bulunulmaması halinde çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından çok ciddi neticeleri olacağı endişesi taşıdığını belirtti. Türkiye ve Suudi Arabistan’ın anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için ciddi emek sarf ettiğini dile getiren Erdoğan, diplomasiye şans verilmesinin en akılcı yol olduğunu ifade etti.
Kuveyt Emiri ile görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün ayrıca Kuveyt Emiri Şeyh Mişal El Ahmed El Cabir El Sabah ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Erdoğan görüşmede Kuveyt’e yönelik saldırılar nedeniyle duyduğu üzüntüyü ve geçmiş olsun dileklerini ifade etti. Erdoğan, sorunların diplomasi ve müzakereler yoluyla çözülmesinin en akılcı seçenek olduğunu, Türkiye’nin barış ortamının süratle tesisi için elinden geleni yapmayı sürdüreceğini ifade etti.
AB ile eş güdüm önemli
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede İran’a yönelik saldırılar ve sonrasındaki çatışmalı süreç ele alındı. Erdoğan, Türkiye’nin tüm tarafları diplomasiye ve müzakere zeminine dönüşe davet ettiğini, barış sürecine her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu ifade etti, bu süreçte Türkiye ile AB arasında yakın eş güdümün sürmesinin önemli olduğunu belirtti.
‘Hamaney’in ölümünden üzüntü duydum’
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran dini lideri Ayetullah Hamaney’in ölümüne ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Komşumuz İran’ın dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney’in dün gerçekleşen saldırılar sonucunda hayatını kaybetmesinden üzüntü duydum. Sayın Hamaney’e Cenab-ı Allah’tan rahmet, kardeş İran halkına başsağlığı diliyor; ülkem ve milletim adına taziyelerimi iletiyorum. İran halkıyla birlikte bölgedeki tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin hak ettiği huzura ve istikrara yeniden kavuşması, bölgemizde cereyan eden çatışma ortamının son bulması ve diplomasiye dönüş için Türkiye olarak çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”